BAZEN İLERLEMEK İÇİN DURMAK GEREKİR
Bazen aynı sorunun başında uzun süre kalırsın.
Aynı çözümü tekrar tekrar denersin. Farklı yollar düşünür, başladığın yere geri dönersin. Ne kadar uğraşsan da bir sonraki adımı bulamazsın.
Sonra başka bir şey yapmaya karar verirsin. Kitabını kapatır, masadan kalkar veya dikkatini başka bir işe verirsin.
Bir süre sonra geri döndüğünde, daha önce göremediğin bir ayrıntıyı fark edebilirsin.
Peki, araya giren bu süre gerçekten işe yarar mı?
Yoksa yalnızca sorundan uzaklaşmış mı olursun?
AYNI NOKTADA DÖNÜP DURMAK
Bir problem üzerinde çalışırken daha fazla çaba göstermek her zaman daha hızlı ilerlemek anlamına gelmez.
Bazen aynı düşünceyi tekrar eder, daha önce denediğimiz çözümlere geri döneriz. Soruna odaklanmaya devam etmemize rağmen yeni bir seçenek göremeyiz.
Böyle anlarda ara vermek, üzerinde çalıştığımız şeyi tamamen bırakmak anlamına gelmez. Yalnızca onunla uğraşmaya bir süreliğine son vermektir.
Psikolojide, bir problem üzerinde çalışmaya ara verdikten sonra yeniden ele alındığında performansın değişebilmesi, kuluçka etkisi (incubation effect) olarak incelenir.
Araştırmalar, bu etkinin bazı görevlerde ortaya çıkabildiğini gösteriyor. Ancak ara vermenin her problemi çözdüğünü veya her zaman daha iyi fikirler ürettiğini söylemek mümkün değil.
ZİHNİN ARA VERDİĞİ ZAMAN
2009 yılında Ut Na Sio ve Thomas C. Ormerod, kuluçka etkisi üzerine yapılmış araştırmaları bir meta-analizde bir araya getirdi.
Bulgular, ara vermenin problem çözmeye katkısının görev türüne göre değiştiğini gösteriyordu. Etki, özellikle birden fazla ve farklı fikir üretmeyi gerektiren yaratıcı düşünme görevlerinde daha belirgindi.
Araştırmacılar, aranın nasıl geçirildiğinin de önemli olabileceğine işaret etti. Yüksek zihinsel çaba içeren bir etkinlik etkiyi azaltabilirken bazı görevlerde daha az zihinsel yük gerektiren etkinlikler daha iyi sonuçlarla ilişkili olabiliyordu.
Bu bulgular, ara vermenin tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Önemli olan, hangi problem üzerinde çalıştığımız ve aranın hangi koşullarda gerçekleştiği.
Bazen bir soruna daha uzun süre odaklanmak gerekir. Bazen de aynı yaklaşımı sürdürmek yerine, ona yeniden bakabilmek için araya mesafe koymak.
HER ARA AYNI DEĞİLDİR
Ara vermenin etkisini inceleyen araştırmaların tümü, yalnızca dinlenmenin yararına odaklanmıyor.
2012 yılında Benjamin Baird ve çalışma arkadaşları, yaratıcı problem çözme ile zihnin başka düşüncelere yönelmesi arasındaki ilişkiyi deneysel olarak inceledi.
Araştırmada katılımcılar, gündelik nesnelerin alışılmadık kullanım biçimlerini bulmayı gerektiren bir yaratıcılık görevini yerine getirdi. İlk aşamadan sonra katılımcılar farklı koşullara ayrıldı. Bunlardan birinde, zihnin başka düşüncelere kaymasına imkân tanıyan düşük zihinsel yükteki bir etkinlik yapıldı. Diğer koşullarda ise daha fazla dikkat gerektiren bir etkinlik, dinlenme veya ara vermeme seçenekleri karşılaştırıldı.
Düşük zihinsel yük gerektiren etkinlik sonrasında katılımcılar, daha önce karşılaştıkları yaratıcı problemde daha iyi performans gösterdi.
Bu sonuç dikkat çekici. Ancak araştırma, her türlü molanın veya yürüyüş gibi belirli bir etkinliğin yaratıcılığı artırdığını doğrudan kanıtlamıyor. Bulgular, kullanılan görev ve deney koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Buradan çıkarabileceğimiz ölçülü sonuç şu: Bir probleme ara verdiğimizde yalnızca geçen süre değil, o sırada ne yaptığımız da önemli olabilir.
BIRAKTIĞINDA HER ŞEY DURMAZ
Peki, bir problemle uğraşmayı bıraktığımızda zihnimizde ne olur?
Bu sorunun tek ve kesin bir cevabı yok.
Keith J. Gilhooly'nin 2016 yılında yayımladığı kuramsal inceleme, yaratıcı problem çözümünde kuluçka etkisini açıklamak için öne sürülen farklı yaklaşımları ele alıyor.
Bu açıklamalar arasında, kişinin doğrudan üzerinde düşünmediği sırada bazı zihinsel süreçlerin devam edebilmesi, düşünmenin bilinçli olarak kesilip yeniden başlaması ve bazı bilgilerin unutulmasının dikkat dağıtan düşüncelerin etkisini azaltabilmesi gibi olasılıklar bulunuyor.
Bunlar, her problemde aynı biçimde çalışan ve kesin olarak kanıtlanmış tek bir mekanizma değil. Kuluçka etkisinin nasıl ortaya çıktığı; problemin türüne, kişinin önceki çalışmalarına ve içinde bulunduğu koşullara göre değişebilir.
Yine de burada önemli bir ayrım var.
Bir sorundan uzaklaşmak, onun çözümünü mutlaka bulacağımız anlamına gelmez. Ancak bazen aynı düşünce çizgisini sürekli takip etmeyi bırakmak, probleme yeniden yaklaşmak için alan açabilir.
GERİ DÖNDÜĞÜNDE FARKLI BİR ŞEY GÖREBİLİRSİN
Bir kitabın aynı paragrafını defalarca okuduğunu düşün.
Kelimeleri görüyorsun ama cümle bir türlü anlam kazanmıyor. Bir süre başka bir şeyle ilgileniyorsun. Sonra kitaba geri dönüyorsun.
Bu kez cümle daha anlaşılır geliyor.
Bunun her zaman yaşanacağını söyleyemeyiz. Bazen geri döndüğümüzde yine aynı noktada kalırız. Bazen de sorunu çözmek için daha fazla bilgiye, farklı bir yönteme veya daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyarız.
Ancak ara vermek, bir seçeneği değerlendirmek için fırsat yaratabilir: Aynı soruna aynı biçimde yaklaşmaya devam etmek yerine, neyi kaçırdığımızı yeniden düşünmek.
İlerlemek her zaman daha fazla şey yapmakla ilgili değildir. Bazen nasıl ilerlediğimizi tekrar değerlendirmek de gerekir.
HAREKET HER ZAMAN HIZLANMAK DEĞİLDİR
Hareketi çoğu zaman hızlanmak, mesafe katetmek ve sürekli bir sonraki adıma geçmek olarak düşünürüz.
Oysa bir yöntemi değiştirmek, farklı bir yol denemek veya gerektiğinde durmak da ilerleme sürecinin parçası olabilir.
Bu, çabanın önemsiz olduğu anlamına gelmez. Bazı problemler sabır, tekrar ve uzun süreli odaklanma gerektirir. Bazılarında ise aynı yöntemi sürdürmek yerine yaklaşımımızı değiştirmek daha anlamlı olabilir.
Önemli olan, her durumda durmak veya her durumda devam etmek değil; ne zaman neye ihtiyaç duyduğumuzu fark edebilmektir.
İLERİYE HAREKET ET
MOTION için hareket, yalnızca daha hızlı ilerlemek değildir.
Bazen başlamak, bazen denemek, bazen de durup yeniden düşünmektir.
Her ara yeni bir fikir getirmez. Her bekleyiş bir çözümle sonuçlanmaz. Ama bazı durumlarda, yeniden denemeden önce kendine zaman tanımak bir sonraki adımı görmene yardımcı olabilir.
Çünkü ilerlemek, her zaman aynı yönde daha fazla çaba göstermek değildir.
Bazen ilerlemek için önce durmak gerekir.
ENERJİDEN DAHA FAZLASI
İLERİYE HAREKET ET
KAYNAKLAR
Sio, U. N. & Ormerod, T. C. (2009).
Does Incubation Enhance Problem Solving? A Meta-Analytic Review.
Psychological Bulletin, 135(1), 94–120.
DOI: 10.1037/a0014212
Baird, B., Smallwood, J., Mrazek, M. D., Kam, J. W. Y., Franklin, M. S. & Schooler, J. W. (2012).
Inspired by Distraction: Mind Wandering Facilitates Creative Incubation.
Psychological Science, 23(10), 1117–1122.
DOI: 10.1177/0956797612446024
Gilhooly, K. J. (2016).
Incubation and Intuition in Creative Problem Solving.
Frontiers in Psychology, 7, 1076.
DOI: 10.3389/fpsyg.2016.01076

